DOLAR 16,1920 -0.96%
EURO 17,4658 -0.86%
ALTIN 964,40-0,79
BITCOIN 4710070,52%
Mersin
29°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

reklam

Duygu Bağlarının Oluştuğu Toplumlar Yaşayan Organizmalardır

Duygu Bağlarının Oluştuğu Toplumlar Yaşayan Organizmalardır

Begüm Balcı yazdı "Duygu Bağlarının Oluştuğu Toplumlar Yaşayan Organizmalardır"

ABONE OL
Şubat 17, 2022 18:24
Duygu Bağlarının Oluştuğu Toplumlar Yaşayan Organizmalardır
0

BEĞENDİM

ABONE OL

  

Çok yakın bir zamanda, çok yeni bir kavramla karşılaştım: “Duygu Boşluğu”… Duyguların insanın rehberi olduğunu öğrendiğimde daha da şaşırdım. Çünkü bize tam tersi öğretilmişti: Güçlü olmak için duygusal davranmamak. Oysaki duygu denilen karmaşık sistem bilinçle birlikte çok farklı bir mekanizma olarak çalışmaya devam ediyor ve hayatımızın tüm dengelerini kontrol ediyor.

Bu kez kendime “Bir toplumda duyguların ifade edilmesi baskı altında tutulmadığında neler olurdu?” sorusunu sordum. Şu olurdu: Karşımızdaki insanların imrenme, kıskançlık, şehvet, korku, sevgi, şefkat, güven, iğrenme, mutluluk, endişe, vs. gibi gerçek duygularını bilir ve duruşumuzu ona göre ayarlardık. Böylece hem kendimizi hem de diğer insanları kandırmak zorunda kalmazdık. Duygularımızı yok saymayı öğrendik ve “duygu körü” varlıklar olarak bize verilen en değerli bilgi kaynağını yok ettik. Daha fenası bunu çocuklarımıza da öğrettik. Onlara duygu okumayı öğretmek için yeterli zamanı ayıramadık. İnsan bilmediği ve ona “doğru” olarak öğretilen bir şeyin aslında büyük bir tehlike olduğunu nasıl bilebilir?

Bu konuyu daha dikkatli inceleyip, yaşadığım toplumdaki ilişkilerin aksayan yanlarını anlamaya çalıştığımda altından “duygu boşluğu” çıktı.

Peki kocaman bir boşluk içinde savrulan bu insanlar, bu boşluklarını nasıl dolduruyorlar?

Çok yemek yiyip, yemek bağımlısı ve obez olarak,

              Uyuşturucu veya madde bağımlısı olarak,

Agresif ve/veya tembel olarak,

Şehvet bağımlısı olarak,

İşkolik, vs. olarak…

Toplumlarda duygular ve değerler doğru anlatılmıyor ve ifade edilmesi yasaklanıyorsa, ya da koruyacağız kaygısıyla yok sayılıyorsa, yok olmadığını çevrenize bakınca anlayabilirsiniz.

Çevremizi korku, endişe, umarsızlık ve bağımlılıklar sarmışsa demek ki çok hastayız… Demek ki yaşadığımız toplumun acilen tedaviye ihtiyacı var.

Ancak duygularımızı yeniden keşfedip samimiyetle ifade edebildiğimizde ( ki bunun için çok çalışmak ve ezberleri bozmak lazım) hep birlikte iyileşebiliriz…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.