DOLAR 13,71940.4%
EURO 15,56840.18%
ALTIN 786,210,93
BITCOIN 6827426,28%
Mersin
16°

PARÇALI BULUTLU

13:00

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE


Ben Şiirin Haysiyetini Ve Namusunu Koruyorum.

Ben Şiirin Haysiyetini Ve Namusunu Koruyorum.

Yunus Yaşar "Ben şiirin haysiyetini ve namusunu koruyorum

ABONE OL
Kasım 24, 2021 11:38
Ben Şiirin Haysiyetini Ve Namusunu Koruyorum.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BEN ŞİİRİN HAYSİYETİNİ VE NAMUSUNU KORUYORUM.

1989 yılının Haziran ayı. Ahmed Arif bir imza günü için Antalya’da. Etkinlik öncesi Gençlik kitabevinde sohbet ediyoruz. Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinden birkaç kişi de gelip oturuyorlar yanımıza..

Kitabevi sahibi Mehmet Görmez çay ve kuru pasta ikram ediyor. Ahmed Arif’e: “Hocam diyorum, Ahmed Arif Hasretinden Prangalar Eskittim’deki 19 şiirden başka şiir yazmadı mı? Hayır, Ahmed Arif şiir yazmaya devam ediyor, ancak; bu kitaptaki şiirler 60 ve 70’li yıllarda yediden yetmiş yediye öylesine sevildi, öylesine benimsendi ki, çoğu şiirleriniz ezbere biliniyor. Meydanlarda, etkinliklerde ve şiir matinelerinde coşkuyla okunuyor. Yeni yazdığınız şiirlerin öncekiler kadar ses getirmeyeceği endişesiyle yayımlamaktan mı çekiniyorsunuz? Ya da Ahmed Arif, sıkı şiir yazıyor, edebiyat dergilerinde fazla görünmediği için böyle bir kanı mı uyandırıyor?”

Birden kaşları çatılıyor Ahmed Arif’in. “Ben şiirin haysiyetini ve namusunu koruyorum” diyor ve devam ediyor. “Hasretinden Prangalar Eskittim’deki şiirler iki yüz şiirin içinden damıtılarak seçilmiştir. Diğerlerini ileriki yıllarda bir daha önüme çıkmasınlar diye yaktım, yok ettim. Ahmed Arif hâlâ şiir yazıyor, ama Ahmed Arif her yazdığı şiiri en az 5-10 yıl damıtmada bırakır. Zaman zaman onları gözden geçirir. Şiir eklemek değil, çıkarmaktır. Öyle bir an gelir ki, tek bir sözcüğün bile atılmasına müsaade etmez. Attığınız anda da çatı çöker. Artık şiir olgunlaşmıştır. Bitmiş gözüyle baktığım yeni şiirlerim var. Bir kitap oluşturacak hale geldi. Birkaç yıl içinde basılır zannediyorum.”

“Adını ne koymayı düşünüyorsunuz?” diye soruyorum

“Henüz karar vermedim” diyor.

“Bugün söyleşide bir kaçını okursunuz herhalde” diyorum.

“Şiir okumayı pek beceremem” diyor.

Çantasından bir dosya çıkarıyor. “İsterlerse gençler okuyabilirler” diyor.

“Dosyaya bir baka bilir miyim?” diyorum. Uzatıyor. Kapağını çeviriyorum, ilk şiirin başlığı “Kalbim Dinamit Kuyusu”. Uzunca bir şiir. Okuyunca çarpılıyorum.

“Özür dilerim Hocam diyorum, bir önceki soruları keşke sormamış olsaydım. Utancımı gizleyemiyorum.”

“Beğendin mi?” diyor Ahmed Arif.

“Elinize, yüreğinize sağlık Hocam” diyorum. Şiirin ismi de çok çarpıcı, “Kalbim Dinamit Kuyusu,”. Güzel kitap ismi olur. İkinci kitabınızın adını burada koyalım isterseniz, Kalbim Dinamit Kuyusu olsun.

……..

Kitabevinin sahibi Mehmet Görmez geliyor yanımıza. “Bir isteğiniz var mı?” diye soruyor.

“Bir bardak su alabilir miyim” diyor Ahmed Arif.

Suyla birlikte çaylar da demleniyor.

Cemal Süreya’nın Ahmed Arif’le ilgili görüşlerini hatırlatıyorum kendisine.

Cemal Süreya, ilk şiirlerinizin kırklı yılların sonunda yayımlanmaya başladığını söylüyor. Oysa ben 1940 da ‘Seçme Şiirler Demeti’nde ilk şiirlerinizin yayımlandığını biliyorum. Yanılıyor muyum?”

Haklısınız diyor Ahmed Arif, 1940’da çıkan ‘Seçme Şiirler Demeti’nden sonra birkaç şiirim de 1942’de Milliyet gazetesinde yayımlandı” diyor.

….

Enver Gökçe’den etkilendiğiniz yönünde çok şeyler yazıldı, çizildi.

“Ard arda kaç zemheri/Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu/ Dışarıda gürül gürül akan bir dünya/ Bir ben uyumadım/ Kaç leylim bahar/ Hasretinden prangalar eskittim/ Saçlarına/ Kızıl güller takayım/ Bir o yana bir buyana” diyorsunuz.

Bu dizeler, Enver Gökçe’nin “Kızıl güller takayım/ Bir o yana/ Bir bu yana” dizeleriyle benzerlik gösteriyor.

Ahmed Arif’in sesi biraz sertleşiyor. Biz üniversite yıllarında Enver Gökçe ile aynı odayı paylaştık. Daha sonra hapishane günleri. Yine aynı koğuşta birlikte yattık. Aynı acıları yaşadık, aynı havayı soluduk. Birbirimize okuduk yazdığımız şiirleri.. Etkilenme söz konusu olamaz” dedi.

….

21 Mart 2009 tarihinde ANSAN’nın düzenlediği Enver Gökçe’yi Anma Günü”nde yaptığı bir konuşmada Vecihi Timuroğlu; her ikisinin de birbirinden etkilenmediği, bir etkilenme varsa her ikisi de Karacoğlan’ın şu dizelerinden etkilenmiştir: dedi.

“Sabahtan uğradım ben bir güzle/ El ettim göz ettim gel gel demedi/ Zülfünün tellerinde kan gülleri/ Alın da gel salında gel yay gibi”

……

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.